Hayali Kardeşime Öğütler...

Etrafındaki insanları iyi seç. Çoğu seni değil, onların ihtiyaçlarını karşılamanımı sever. İhtiyaçları değişince sana olan sevgileri de değişir. ''Bu insanlar bana niye böyle davranıyor?'' diye sormak yerine, ''Ben bana böyle…

Etrafındaki insanları iyi seç. Çoğu seni değil, onların ihtiyaçlarını karşılamanımı sever. İhtiyaçları değişince sana olan sevgileri de değişir.

''Bu insanlar bana niye böyle davranıyor?'' diye sormak yerine, ''Ben bana böyle davranmalarına niye izin veriyorum?'' diye kendine sor.
 

Mesajına cevap vermeyen, telefonuna geri dönmeyen insanlar, bunu sürekli yapıyorlarsa, belki de bu onların gerçek bir yoğunluğuna değil, bomboşluğuna işaret ediyordur. Karakter boşluğuna...

Kafası siyah beyaz akan bir insana, renkli yayın yapmaya çalışma...

Kendini de çok ciddiye alma. Bu dünya bulimiktir. İlkeleri, devrimleri, sanatçıları çoğu zaman çiğnemeden yutar, sonra hızla hazmetmeden geri kusar.

İnsanlar, seni arzularını yerine getirdiğin sürece seviyorlarsa, onlar seni değil, hizmet edilmeyi seviyordur.

Varlığının farkında olmayana yokluğunu hediye et.

Her şey harika olacak yalanı yerine, kötü şeyler de olacak, ama ben hep yanında olacağım diyeni seç.

İçinden bir türlü uğurlayamadığın bir gidenin varsa, aşk zaman aşımına değil; kalp, aşk aşımına uğrar... Veda et...

Öldüreceklerse güzel öldürmeli insanlar aşkı. Nazikçe, acıtmadan. Beceriksizce yok saymadan; incitmekten zevk almadan...Nefret ettirmek en kolayı; kolaya kaçmadan, incelikle çıkmalı insan, bir başkasının ruhundan...

Evlenmek zorunda değilsin ama evleneceksen korkma. Evlilik aşkı ödürmez. İnsanlar öldürür.

İlla anne olacaksan, terk edilmemek için kendisine bağımlı değil, yaşama bağlı özgür çocuklar yetiştiren bir anne ol.

İnsanlar büyüdükçe hayalleri küçülür ve kendilerini affetmek için buna olgunlaşmak derler. Olgunlaşma.

Herkese eşit mesafede durmak, herkesi aynı kefeye koymak, seni tarafsız değil, şahsiyetsiz yapar...

Kırkayağa sormuşlar: "Nasıl yürüyorsun?". Kırkayak durup düşünmüş ve bir daha yürüyememiş… Çok düşünmekten hareket edememeye başladığında kırkayağı hatırla.

İnsanlar bazen kırıldıkları için kırarlar... Camın kırıldığı zaman kesmesi gibi. Seni kesen her şeyin, aslında birinin kırık parçası olduğunu hatırlarsan affetmen kolaylaşır.

Başkasına ''lütfen kalbimi kırma'' demek yerine kendi kalbini kırmaktan vazgeç çünkü aslında kıranı orada tutan, senden başkası değil.

Kimseyi gözünde çok büyütme. Birinin popüler bir karakter olması, illa bir karakteri olduğunu göstermez.

 

Müzik ruhun gıdasıdır ama bazen gıda zehirlenmesi de olur. Ne dinlediğine dikkat et...

Bazen kaderin, bir kişinin ağzından çıkacak karara bağlıdır. Çoğu zamansa, o karara verdiğin tepkiye.

Seni sevmeyen, ezmek isteyen insanlar hep olacak. Zorbaları çoğu zaman değiştirmek mümkün değil. Değiştirebileceğin tek şey onlarla nasıl baş edeceğindir.

Zorbalık, kibir, tepeden bakan haller, aslında insanların yaralarını saklamak için kullandığı birer maskedir. Konu senin değersizliğinle ilgili değil, onların değerli hissetmek için başvurduğu yaralayıcı yöntemlerle alakalıdır. Bu senin değil, onların çaresizliğidir.

Hemen umutsuzluğa kapılma. Belki de hayatın derdi bizi düşürmek değildir. Kalkmayı öğretmektir.

Zorluklar, ruhunun antrenman salonudur.

Sana beceremezsin dediklerinde dur ve düşün. Bu senin sınırlarınla mı yoksa onlarınkiyle mi alakalı?

Olumlu düşünmek, kötünün iyi yanlarını fark etmek, felaket tellallığı yapmadan, acı obezlerine dönüşmeden, farklı olasılıklara da göz atabilmek, hayatı daha ılık ve hoş geçirmeni sağlar. Ama bunu takıntı haline getirmek, olumsuz düşünceden kaçar olmak faydadan çok zarar getirir. Çünkü karanlık olmadan yıldızları göremezsin...

Tüm ağrılar, nasıl ki aslında seni hastalıkların ilerlemesinden koruyan sinyallerdir, canını yakanlar da bir nevi ruhsal yaralarına işaret eden aracılardır. Aracıyı serbest bırakıp, kendine bakmak, kendi yaralarını iyileştirmektir bütün mesele... ''Nasıl bir meyvenin çekirdeği, kalbi güneşi görebilsin diye kabuğunu kırmak zorundaysa, siz de acıyı bilmelisiniz,'' der Halil Cibran... Kırıla kırıla güneş ol.

Güç sandığın gölgen ile zayıflığını örtmeye çalışma. Başkasını büyütmek için kendini küçültme... Yaralarınla yüzleşmemek için onların üzerini arkadaşlarının, ailenin, sevgilinin ilgisiyle kapatmaya çalışman işe yaramaz. O yara daha çok büyür ve iltihaplanır.

Tüm yanlış ilişkilerine, sahte dostlarına, terk edenlerine, hayallerini mahvedenlerine, hepsine teşekkür et. Onları kaybetmek, sana kendini kazandırdı.

Çok biliyormuş gibi beylik laflar sarf eden beni de fazla gözünde büyütme. İnsanlar genellikle yapabildiklerini değil yapmak isteyip de yapamadıklarını öğüt verir.

 

Ekim 2020 Bavul Dergisi'nde yayınlanmıştır. 

 

 

 

 

 

 


Yorum Yaz