Neden Hep Yanlış İnsanları Seçiyorsun?

  Ne geliyorsa başına iyi niyetinden geliyor değil mi? Dostlarını, anne, babanı, sevgilini mutlu etmek için koşturup duruyorsun ama kimseye yaranamıyorsun. Hele ki sevgilinin anlamaması, onu aşırı sevip de karşılığını…

 

Ne geliyorsa başına iyi niyetinden geliyor değil mi? Dostlarını, anne, babanı, sevgilini mutlu etmek için koşturup duruyorsun ama kimseye yaranamıyorsun. Hele ki sevgilinin anlamaması, onu aşırı sevip de karşılığını görememen, iyice içine oturuyor. Üstelik sana diyor ki, ''Seninkisi gerçek sevgi değil. Ailenden, okulundan, işinden alamadığım duygusal ihtiyaçlarını, benim üzerimden doyurmaya çalışıyorsun!'' Öyle mi yapıyorsun? Belki de aşırı fedakarca hareket edersen, o da seni sever sanıyorsun. O yüzden de kendini tüketecek kadar sevgilinin ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyorsun.Ama alma verme dengesi bozuk olan ilişkinde üstüne düşülmesinden bunalan sevgilin, seni terk ediyor. Ona iyilik yaptığını, onunla güçlü bir bağ kurduğunu sanırken, aslında söz konusu bağın ikinizin de boynunu sıkan bir urgana dönüştüğünü fark edemiyorsun.

Belki de o urganı ilk ailen geçirdi boynuna. Sana çok düşkün, her istediğini yapmaya çalışan anne baban yüzünden kendi başına bir şey yapabileceğine dair öz güvenden ve azimden mahrum kaldın. Her zorlandığında bir kurtarıcı gibi hemen olaya müdahale ettiler ve sen de gerçek bir zorlukla karşılaştığında tek başına mücadele edemez hale geldin. Bu aslında yardımdan çok seni kendi gücünü bulmaktan mahrum bırakmaktı. O yüzden yapabileceğini, becerebileceğini deneyimleyemedin. Çünkü onlar senin adına yaptılar her şeyi. Üzerinde kurdukları baskı, gerçekten seni çok sevdikleri için miydi yoksa, kendi başarısızlıklarını, gerçekleştiremedikleri hayallerini senin üzerinden yaşamaya çalıştıkları için mi? Seni kendilerinden farklı bir birey olarak değil, sanki kendilerinin bir yatırımı, bir uzantısı olarak gördükleri için mi? Eşlerinden, ailelerinden, işlerinden alamadıkları tatmini senin üzerinden almaya çalıştıkları için mi?

Peki senin, sevgilin üzerinde kurduğun baskı, gerçekten ona çok aşık olduğu için mi, yoksa yalnız kalmaktan korkup, bu korkunu onunla yatıştırmaya çalıştığın için mi? Hayattan alamadığın doyumu ve onaylanma açlığını, ondan talep ettiğin ilgi ve sevgiyle doyurmaya çalıştığı için mi? Ona sürekli iyilik yapman, istemediği halde tabiri caizse saçını süpürge etmen, gerçekten onu sevdiğin için mi yoksa o vicdanen mahcup hissedip, seni bırakamasın diye mi? Bu ilişkiden kopmak isterse, ''ay ne kadar iyi insan, benim için neler yaptı, nankörlük ediyorum'' diyerek ayrılmaktan caysın diye mi?

İnsan iyiliği ile ezmeye başladı mı karşısındakini, aşırıya kaçan iyilik, kötülüğe dönüşür. Üşürken sıcak suyun iyi hissettirip, bir noktadan sonra yakmaya başlaması gibi. Bir annenin verici olma bahanesi altında çocuğunu kendi ayakları üzerinde duramayan biri haline getirmesi gibi. Sevgilisine bütün sevgisini vermeye çalışırken, kendini sevmeyi unutanlar gibi.

Peki neden kendini sevmeyi unutur, neden onu sevmeyeni kalbinde taşımaya devam eder insan? Patatesten elma olmasını beklediği için belki de... Üstelik kalbinde patates dururken, gerçek bir elmaya yer de kalmaz. Patatesi kaybedeceğim diye korksan da ancak onu kaybetmek sana elmayı kazandırabilir. Daha da önemlisi, onu kaybetmek sana kendini kazandırır. Çünkü kendi arzularına ancak bu şekilde sahip çıkmış olursun.

 

Peki neden elma isterken patatese tutulur insan? Çünkü bazen gerçekten de patates istediğini sanır. Tanıdık gelen durumlara, tanıdık gelen insanlara meyil eder. Orda mutsuz olsa da, bir şekilde alışık olduğu için, alışık olduğu rutin, yeni bir durumdan daha güvenli gelir. Babasından dayak yiyen pek çok kızın büyüdüklerinde yine kendilerine kötü davranan adamlara yakınlık duyması gibi. Ya da senin gibi çocukluktan itibaren değersiz olduğuna inanan birinin, gerçekten de ona değersizmiş gibi davranan insanları bulması gibi. Olması gereken bu zannedersin. Gerçekten değer veren biriyle karşılaştığında, şaşırıp bocalarsın. Hatta ilişkiyi kendi elinle sabote etmeye başlarsın. Çünkü senin gibi değersiz birini beğenen kişi de ancak değersiz biri olabilir diye düşünürsün. O yüzden de bağırıp çağıranlar, ilgisiz davrananlar daha çekici gelir sana.


Yeterince sevgi görmeyip terk edildiysen, yaptığın işler annen baban tarafından takdir görmediyse, ya da hep komşunun oğluyla kızıyla karşılaştırıldıysan, bütün bunları ailenin yanlış tutumu olarak değil, kendi suçun olarak algılamış olabilirsin. Ve işte o kafanda yücelttiğin, sana çok da değer vermeyen kişiyi, seni sevmeye ikna edersen, sanki bütün geçmişini temize çekmiş olacağını sanırsın. Böyle zor biri seni severse, tüm dünyaya zoru elde edebilecek kadar değerli olduğunu ispatlamış olacaksın. Sana kendini değersiz hissettirenleri haksız çıkarmış olacaksın.Ama tabi sandığın gibi olmaz. Sonuçta insanları sevmeyi çok da beceremeyen, sevmekten korkan birini elde etmeye çalıştığın için yine kendini sevilmediğin bir ilişkinin kısır döngüsünde bulursun.


Belki de arızalı, sorunlu tipleri bularak kurtarıcı rolü oynamak da hoşuna gidiyor olabilir. Onları iyileştirmeye çalışırken, aslında onlar üzerinden kendini tamir etmeyi umarsın. Ailenle, yaşamla olan arızalarını, onu iyileştirerek gidermeye çalışırsın.Onu düzeltirsen, elde edersen, sen de iyileşeceksindir sanki.

Çünkü hayatının merkezine kendini koymanın, kendinle ilgilenmenin bencillik olduğunu öğrettiler sana. Hayallerinin peşinden koştuğunda, ayıpladılar belki seni. İşte o yüzden sen de hayatının merkezine kendini değil, hep başka birini koymaya alıştın. Sevilmek, güvenilmek, dinlenilmek, onaylanmak gibi tüm ruhsal ihtiyaçlarını ondan almaya çalıştın. Sonuçta değerli hissetmek için attığın her adım, daha değersiz hissetmenle sonuçlandı. Çünkü bu durum aslında, o kişiyi elde edip etmemenle değil, daha çok senin kendi değerini kendine ve etrafa ispat etme çabanla alakalıydı.


Peki nasıl çıkabilirsin bu kısır döngünün içinden?


Seni incitenlerden intikam almak, had bildirmek, ya da kendini iyice ezik hissedip, aşağılayıp durmak hiçbir işe yaramadı şimdiye kadar... Hep aynı hayal kırıklıkların, aynı tip yanlış ilişkileri yaşamaya devam ettin. O zaman ilk adım olarak kendi ihtiyaçlarını ve kendini sabote etmene neden olan, içine düştüğün kısır döngüleri farketmen lazımdır belki de. Ayrılman gereken birinden yalnız kalma korkusu nedeniyle mi ayrılamıyorsun? Kendini değersiz hissettiğin için mi sana değersizmişsin gibi davranan insanları buluyorsun? Terk edilmekten korktuğun için mi ilişkini kendi elinle sabote edip ilk terk eden olmaya çalışıyorsun? Kurtarıcı rolü üstlenip, hep arızalı tipleri mi buluyorsun? O zaman son bir tane daha bul şimdi ve bu sefer gerçekten kurtar. Tam orada işte bak! Aynada seni bekliyor.

Haziran 2021 Bavul Dergisi'nde yayınlanmıştır
Yazan: Aydilge

 

 

 


 

 


Yorum Yaz